Bugün günlerden Cuma…

 

Bekleyenlerin ve intizar çekenlerin sabah namazından önce gece namazlarında ellerini ümitle açıp ağalarının, mevlalarının ve sahiplerinin gelmesi için ümitle beklediği ve gelmesi için semaya dualar gönderdiği bir fecr ve bir sabah…

 

Huzu ve huşu ile kılınan sabah namazının ardından gün aydınlığına doğru, “Allah’ım! Zulüm çoğalmıştır ve gizliler açığa çıkmıştır. Kapalı perde kalkmıştır ve ümitler yok olmuştur; yeryüzü daralmış, gökyüzü senin rahmetinden mahrum kalmıştır. Ey Allah’ım! Sen varsın ve ancak sen yardım edersin, yüce makamına şikâyet ediyoruz. Kolaylık ve zorlukta güvenimiz sensin” diyerek gözyaşları sel olmuş siyah gömlekleri üzerine akar halde Muhammed ve Al-i Muhammed’den yardım isteyerek “Bizlere yardım edin; bizim yardımcımız sizsiniz. Ey saygı değer, ey zamanın sahibi ve imamı! Feryat, feryat, feryat; sesimi duy, sesimi duy, sesimi duy; hemen, hemen, hemen; acil, acil, acil; ey merhamet edenlerin en merhametlisi! Hz. Muhammed’in ve onun pak evlatlarının yüzü suyu hürmetine onun gelişini çabuklaştır” nidalarıyla imamlarının, Mevlalarının ve ağalarının bir an önce zuhur etmesi için yalvarıldığı bir günün sabahı. 

 

Gün ışımaya başladığında ise “Allah’ım! Ben, bugünün sabahında ve yaşadığım sürece onun üzerimdeki ahdini, akdini ve biatini yeniliyorum. Hiçbir zaman ondan vazgeçmeyeceğim ve onu zail etmeyeceğim” sözleriyle ağaları ile ahitleştiği ve biat tazeledikleri ve yine Allah’tan ve masumlardan “Allah’ım! O halde her batıla karşı zafere ulaşması ve onu yok etmesi, hakkı sabit kılması ve ayakta tutması için senin velin ve senin peygamberinin ismiyle adlananı ve senin peygamberinin kızının oğlunu bize göster. Onu, zulme uğrayan kullarının sığınağı, senden başka kendisine yardımcı bulamayanın yardımcısı, kitabının (Kur’an’ın) tatil olanını (uygulanmayan hükümlerini) yenileyici, dininin şiarlarını ve peygamberinin -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsun- sünnetlerini sağlamlaştırıcı kıl” diyerek onun güzel yüzünü bir kez de olsa kendilerine gösterilmesini nasip etmesi için figanlar edilen bir gün.

 

Gün ortasına doğru ise yine gözleri yolda kalplerinden “Bu cumada gelmedin ağam” sözünü geçirerek “ve onun davetini izleyenleri görmekle sevindir ve ondan sonraki bizim zavallı halimize merhamet eyle. Allah’ım! Onun huzuruyla gamı bu ümmetten gider. O hazretin muhaliflerinin uzak gördüğü, bizim ise yakın gördüğümüz zuhurunu çabuklaştır; merhametinin hakkı için ey merhametlilerin en merhametlisi” dedikten sonra (üç defa, belki binlerce defa ellerini dizlerine vurarak “el-Acel, el-Acel, ey mevlam, ey Sahibe’z-Zaman” sözleriyle bekleyişine devam edildiği ve mümin bir kul ve masumlara ziynet olarak, imamları olmaksızın yaşamak zor ve acı da olsa “Her ecel için aşamayacağı bir vakit ve geçemeyeceği bir sebep vardır!”[1]  diyerek hayatlarına devam ettikleri bir gün…

 

Bunlar gerçek manada hem söz de ve hem de amel de bekleyenlerin cuma sabahı ve cuma günü…

 

Özür diliyorum ne olur bağışla beni Allah’ım…

 

Allah’ım, huzurumda zulme uğrayıp da yardım etmediğim mazlumdan, bana yapılıp da karşılığını vermediğim iyilikten, özür dileyip de özrünü kabul etmediğim kötü iş sahibinden, benden bir şey isteyip de kendime tercih etmediğim fakirden, boynumda hakkı olup da hakkını vermediğim inançlı hak sahibinden, ayıbına vâkıf olup da ayıbını örtmediğim müminden, bulaşıp da terk etmediğim günahlardan dolayı mazeretimi kabul etmeni istiyorum. Rabbim, bütün bunlar ve benzeri işlerim için, bir daha tekrarlamama engel olacak bir pişmanlıkla senden özür diliyorum.[2]

 

Akşamları geç saatlere kadar dünya işlerine dalıp geç saatlerde yatağa girmemden dolayı ne cuma sabahı ve ne de diğer günlerde gece namazını bırak sabah namazına bile kalkmadığım için…

 

Sabah vaktinde bırak seni anmayı, beni yaratanı, bana bütün nimetleri vereni, her şeyimin sahibi Allah’ımı anmadığımdan ve gaflet içinde günümü akşam ve akşamımı da gün ettiğim ve bazen kılıp bazen kazaya kalan ve bazı zaman da kazasını bile kılmadığım namazlarım için…

 

Ehlibeyt mektebini seven ve masumlarımızın takipçisi olduğunu iddia ettiğim halde Sana (Allah’a) ve masumlarımıza ziynet olamadığım ve bana baktıklarında sözlerim ve amellerimin bir biriyle uyuşmayıp farklı olduğu için…

 

Bekleyenler ve intizarını çekenler arasında olup dilde sadece Ya Mehdi deyip onlar arasından ayrıldıktan sonra türlü türlü günahlara daldığım için…

 

Seni sevdiğimi ve son imamı beklediğimi söylediğim halde son imamın gelmesi için insanları bilinçlendirmek bir yana kendi dünyama dalıp sadece kendi dünyamı abad etmek için İmam Mehdi’nin dostlarına zarar verdiğim için…

 

İmam Mehdi’nin (a.s) askeri ve takipçisi olduğunu söylediğim halde bu uğurda bir şeyler yapmak bir yana sadece olumsuzları görerek olumsuzlukları güzelleştireceğim yer de eli bağlı oturduğum için…

 

Aileme, eşime, çocuklarıma dünya ve dünya hayatında karşılaşacakları her şeyle tanıştırıp onlara seni (Allah’ı), Resulünü (s.a.a) ve Ehlibeyti tanıştırmadığım ya da sadece bir iki cümleyle anlattığım için ve yine onları dünya ve dünyevi nimetlerle donatıp dünyevi zarar ve ziyanlardan koruyup ebedi kalacakları ve asıl vatanları olan ahiret yurdu hakkında bilgi ve bilinçlendirmediğim için…

 

Kısacası Rabbim seni sevdiğimi iddia edip sana olan sevgimle uyuşmayan ve Ehlibeyte ziynet olmayan ve yakışmayan bütün amellerimden özür diliyorum ne olur bağışla beni Allah’ım…

 

Şu hâlde, Muhammed ve âline salat eyle ve düştüğüm sürçmelerden pişmanlığımı ve yaptığım kötü işleri terk etme azmimi, sevgini celp edecek bir tövbe kıl; ey tövbe edenleri seven.”[3]

 

——————————————————————————————-

[1] İmam Ali (a.s), Nehcu’l Belağa, Hutbe 193.

[2] Sahife-i Seccadiye, 38. Dua.

[3] Sahife-i Seccadiye, 38. Dua.

İletişim