Bir Kıssa: Bir süre önce, biri kız biri erkek iki çocuğu olan çok samimi bir arkadaşımın evine davet edildim. Çocukların biraz daha fazla birlikte oynaması ve vakit geçirmesi için her zamankinden biraz daha erken evlerine gittim. Eve vardığımızda tuhaf bir manzarayla karşılaştım: Arkadaşım, kendi deyimiyle suyla oynayıp eğlensinler diye çocuklarını yalnızca iç çamaşırlarıyla küvete koymuştu ve kendisi de bu sırada işlerini yapacaktı.

 

Küçük kız ve erkek çocuğu birlikte küvete koyduğunu görünce şaşırdım ama bir şey söylemedim. Biz gelince onları hemen kuruladı ve yine bizim yanımızda kıyafetlerini giydirene kadar çıplak dolaştırdı. Benim çocuklarımın ağzı şaşkınlıktan açık kalmıştı; çünkü çocukların ev içinde çıplak dolaşmasına alışık değillerdi. Biz evimizde bu konuya her zaman dikkat ederdik ve çocuklarımız hiçbir zaman evin içinde çıplak dolaşmazdı.

 

Çocuklar oyunla meşgulken bir fırsatını bulup arkadaşıma, “Bak, kızlarımızla oğullarımız ne kadar çabuk büyüyor,” dedim. Sonra da lafı dolandırmadan şunu söyledim: “Çocuklar büyümeye başlamışken bazı konulara daha fazla dikkat etmemiz gerekmez mi? Mesela çocukları birlikte banyoya göndermemek ya da banyo sırasında birbirlerinin çıplak bedenlerini görmeyecekleri bir düzen oluşturmak gibi?”

 

Bir anda susup bana dik dik baktı, sonra kahkahayı bastı ve, “Ne saçma şeyler söylüyorsun, yobaz mı oldun?” dedi. Ben de, “Bunun yobazlıkla bir ilgisi yok. Çocuklarımız kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını bilmeli; onlara, anne ve babaları dışında kimsenin çıplak bedenlerini görmemesi gerektiğini öğretmeliyiz. Açıkçası senin de çocukların yanında bu kadar rahat dolaşmana çok şaşırıyorum,” dedim. Bu kez kırgın ve rahatsız bir ses tonuyla, “Yani onların yanında çarşaf mı takayım ya da manto ve başörtüsü mü giyeyim?” dedi. Ben de yine, “Hayır, ama çocuklarımızın yanında yarı çıplak dolaşacak kadar da rahat olmamalıyız,” diye cevap verdim.

 

Ebeveynlerin çocukların yanında giyimi, çocukların birbirlerinin yanında nasıl giyinmesi gerektiği ve bu giyimin sınırları, birçok anne babanın mücadele ettiği zorlu konulardan biridir.

 

Aile Fertleri Ev İçerisinde Nasıl Giyinmeli?

 

Ev, bireyin kendini en güvende ve rahat hissettiği alandır. Ancak bu rahatlık, ev içi giyimde tamamen özensiz ya da sınırları belirsiz bir anlayışa dönüşmemelidir. Aile bireylerinin ev içerisinde nasıl giyindiği; mahremiyet algısını, karşılıklı saygıyı ve aile içi ilişkilerin sağlıklı gelişimini doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur. Dinimiz de, günlük yaşamın her alanına ölçü, edep ve denge ilkelerini yerleştirir. Ev içi giyim de bu alanlardan biridir. Ev, kişinin en rahat olduğu mekân olsa da İslam’a göre bu rahatlık, mahremiyet ve edep sınırlarını ortadan kaldırmaz. İslam kültüründe iffet ve hayaya defalarca vurgu yapılmıştır. Bunun en önemli alanlarından biri de ebeveynlerin ev içindeki giyim tarzıdır. Bazıları çocuklarının yanında istedikleri gibi dolaşıp giyinebileceklerini sanır, ancak durum böyle değildir. Sınırlar korunmalı ve bu sınırlar net olmalıdır ki çocuklar —Allah korusun— erken cinsel olgunlaşmaya ya da çeşitli cinsel sapmalara sürüklenmesin. Bazı ebeveynler, çocukları ergenlik ve gençlik dönemine geldiğinde onları kontrol edemez ve giyim tarzı ile sosyal davranışlarının kendilerinden çok farklı olduğunu görür. Oysa çoğu zaman bu çocuklar, iffet ve hayanın yeterince gözetilmediği ailelerden gelmiştir ya da uygunsuz arkadaş çevrelerine sahip olmuşlardır.

 

Ev İçi Giyimde Temel Prensipler

 

Ev içi giyimde temel amaç, rahatlık ile saygıyı dengeleyebilmektir. Kıyafetler:

  • Temiz ve düzenli olmalı,
  • Aşırı yıpranmış, kirli ya da özensiz görünmemeli,
  • Vücut hatlarını abartacak şekilde dar, kısa veya transparan olmamalıdır.
  • Evde misafir yokken bile, aile bireylerine karşı özenli olmak, sağlıklı bir ev ortamının temel taşlarından biridir.

 

Ev İçi Giyimin Önemi

 

Ev içi giyim konusu, çoğu zaman küçük ve önemsiz gibi görülse de, aslında bireyin karakter gelişiminden aile içi ilişkilere kadar birçok alanı etkiler.

 

1- Mahremiyet Bilinci Kazandırır: Ev, mahremiyetin ilk öğrenildiği yerdir. Aile bireylerinin birbirine karşı ölçülü giyinmesi, özellikle çocuklara sınır kavramını öğretir. Bu bilinç, ilerleyen yaşlarda sosyal ilişkilerde ve özel alan algısında belirleyici olur. Mahremiyet, doğuştan gelen bir refleks değil; öğrenilen bir değerdir. Bu öğrenme süreci de ilk olarak ev ortamında başlar. Aile bireylerinin birbirine karşı ölçülü giyinmesi, çocuklara “her ortamda her davranışın uygun olmadığı” bilincini kazandırır.

 

Dinimiz açısında da haya, imanın bir parçası olarak kabul edilir. Haya yalnızca dışarıda değil, ev içinde de korunması gereken bir değerdir. Kur’an-ı Kerim’de örtünme emri, sadece toplum içinde değil, genel bir edep anlayışı olarak ele alınır. Aile bireylerinin birbirine karşı ölçülü giyinmesi, evde mahremiyet bilincinin canlı tutulmasını sağlar. iffet ve haya merkezli bir yaşam biçimi sunan dinimizde Allah Teala mümin erkek ve kadınlara haya ve iffetlerini korumalarını emretmiştir ve bu koruma ve korunma sadece dışarı çıkarken ya da dışarı da değil ev için de de olmalıdır.

 

Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar…” (Nur Suresi, 24/30)

Mümin kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar…” (Nur Suresi, 24/31)

 

Kur’an, çocukların bile ev içinde mahremiyet bilinci kazanmasını emreder:

 

Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar ve henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, üç vakitte sizden izin istesinler…” (Nur Suresi, 24/58)

 

Bu ayette geçen üç vakit: Sabah (uykudan yeni kalkılan zaman), Öğle (istirahat zamanı), Yatsıdan sonrası. Bu vakitler, insanın evde daha rahat giyindiği zamanlardır.

 

Ayetin mesajı çok nettir: Ev içinde bile bedenin her hâli herkes tarafından görülmemelidir. Bu da ev içi giyimde ölçünün, Kur’an tarafından doğrudan desteklendiğini gösterir.

 

Ayrıca İslam’da nefsi terbiye, yalnızca büyük günahlardan kaçınmakla değil; günlük hayattaki ölçüyle de sağlanır. Evde bile olsa, bedenin sürekli teşhir edilmesi nefsin kontrolsüzlüğünü besleyebilir. Ev içi giyimde itidal; Aşırılıktan kaçınmayı, rahatlıkla edep arasında denge kurmayı ifade eder. Bu denge, kişinin hem kendisine hem de ailesine karşı sorumluluğunu yerine getirmesine yardımcı olur.

 

Örnek: Evde sürekli çok kısa şortlarla veya iç çamaşırına yakın kıyafetlerle dolaşılan bir ortamda büyüyen çocuk, beden sınırlarını net şekilde öğrenemez. Buna karşılık, rahat ama ölçülü giyinilen bir evde yetişen çocuk, hem kendi bedenine hem de başkalarının bedenine saygı duymayı erken yaşta öğrenir. İnançlarımıza göre bir örnek verecek olursak: Evde anne-baba ve çocuklar arasında da mahremiyet sınırları vardır. Özellikle çocukların bulunduğu ortamlarda, bedenin teşhir edilmesi ya da sınırların belirsizleşmesi, (erken ergenleşme gibi) ileride telafisi zor olan algı bozukluklarına yol açabilir. İslam, bu yüzden küçük yaştan itibaren edep ve sınır bilincinin kazandırılmasını önemser.

 

Bu bilinç, ilerleyen yıllarda:

  • Özel alanlara saygı,
  • Sosyal ilişkilerde sınır koyabilme,
  • Karşı cinsle sağlıklı iletişim kurabilme gibi konularda belirleyici olur.
  • Haya duygusunu korur,
  • Mahremiyetin sıradanlaşmasını engeller,
  • Çocuğun fıtratını muhafaza eder.

 

Birkaç Önemli Nokta:

 

Annenin erkek çocuklarının yanında ve babanın kız çocuklarının yanında uygunsuz giyinmesi, aile ahlakı açısından önemli sorunlardan biridir. Uygunsuz giyimin çocuklar üzerindeki en önemli etkilerinden biri, çocuğun erken ergenliğe girmesidir. Erken ergenliğin zararlarını ise herkes bilir: psikolojik bozukluklar, cinsel bozukluklar, saldırganlık, depresyon, öğrenme güçlükleri, toplumsal yozlaşma ve fuhuş gibi sorunlar özellikle erkek çocuklar için ciddi riskler arasındadır.

 

A- Evde çıplaklıktan veya yarı çıplaklıktan kaçınmak

 

Psikiyatrist Dr. Mücteba Eminzade bu konuda şöyle diyor: “Çocukluk döneminde, yani üç yaşından sonra çocuklarda cinsel merak oluşabilir. Bu nedenle ebeveynler uygun giyime, yani çıplaklıktan kaçınmaya dikkat ederse çocuklar uyarılma ya da cinsel merak yaşamaz. Ne yazık ki bazı ebeveynler bunu medeni ya da modern olmak sanıyor ve evde istedikleri gibi giyiniyorlar. Oysa büyümekte olan bir çocukları var ve dar, vücudu saran kıyafetler giymenin ya da uygun örtünmeye dikkat etmemenin çocukların merakını artırabileceğini ve zihinsel huzurlarını bozabileceğini bilmelidirler.”

 

B- Cinsel mahremiyeti çocuklara dört yaşından itibaren öğretelim

 

Çocuklar dört yaşından itibaren kendi cinsel mahremiyetlerini tanımalı ve yabancıların yanında uygun giyime dikkat etmeyi öğrenmelidir. Cinsiyet farklarını çocuklara anlatmak ebeveynlerin görevidir ve bunun yollarından biri de ebeveynlerin kendilerinin giyim sınırlarına uymasıdır. Kız ve erkek arasında fark gözetmeyen, çocuklarını birlikte banyoya gönderen, birbirlerinin yanında çıplak dolaştıran ve bu konuları önemsemeyen ebeveynler, çocukların cinsel merakının zeminini kendileri hazırlar. Yoksa küçük çocukların bunda bir suçu yoktur; çünkü bu konuyu idrak edecek bilgiye sahip değillerdir.

 

Ebeveynler çocuklarına üç-dört yaşından itibaren bedenlerinin özel alanları olduğunu ve anne-baba dışında kimsenin onların çıplak bedenlerini görmemesi gerektiğini öğretmelidir. Ayrıca kendileri de çocukların yanında çıplak olmamalıdır; özellikle erkek çocuğu olan anneler ve kız çocuğu olan babalar, çocuklarının yanında çıplak ya da yarı çıplak dolaşmamalıdır.

 

C- Kız ve erkek çocuk sahibi ebeveynlerde hayâ kurallarının ayrımı

 

Hem kız hem erkek çocuğu olan ebeveynler, bu konulara tek cinsiyetten çocukları olan ailelere göre daha fazla dikkat etmelidir. Örneğin kız ve erkek çocuklarını birlikte banyoya göndermemeli; üç-dört yaşından sonra erkek çocuklar babalarıyla, kız çocuklar anneleriyle banyoya girmeli ya da kıyafetleri kendi cinslerinden ebeveynleri tarafından değiştirilmelidir.

 

Bazı ebeveynler ise hayâ ve iffet eğitiminin sadece kız çocukları için gerekli olduğunu düşünür. Oysa bu konuda kız ya da erkek çocuk arasında fark yoktur. Hatta çocukları yıkarken bile ebeveynlerin banyo içinde uygun bir örtünmeye sahip olmaları gerekir. Çünkü çocuklar kendi bedenleriyle yetişkinlerin bedenleri arasındaki farkları gördüklerinde eksiklik duygusu yaşayabilir ve cinsel merakları tetiklenebilir.

 

D- Evde sürekli çıplaklık ve yarı çıplaklık gören çocuk

 

İki yaşındaki bir çocuğun bezinin ya da kıyafetinin mümkünse annesi tarafından ayrı bir odada değiştirilmesi daha uygundur. Hatta misafirlikteyken ya da evde misafir varken, kimsenin izinsiz o odaya girmemesi için ortam hazırlanmalıdır. Ebeveynlerin de çocukların yanında kıyafetlerini değiştirmemeleri daha iyidir.

 

Çocuk psikoloğu Sara Rahimzade bu konuda şöyle diyor: “Beş yaşına gelen bir çocuğun ebeveynleri, kendi giyimlerine ve çocuklarının giyimine daha fazla dikkat etmelidir. Örneğin babanın kız çocuğunun, annenin de erkek çocuğunun yanında giyimi ölçülü olmalıdır. Elbette bu ölçü kültürden kültüre değişir; ancak sürekli çıplaklık ya da yarı çıplaklık gören bir çocukta merak ve dikkat çekme eğilimi daha fazla olur ve bu durum ergenlikte ya da yetişkinlikte sorunlara yol açabilir.

 

Bazı ebeveynlerin ‘Bırakalım görsün, alışsın’ düşüncesi yanlıştır. Oğlunun yanında yarı çıplak dolaşan bir anne ya da kızının yanında bu şekilde davranan bir baba, çocuğa görmemesi gereken şeyler gösterir. Bunlar ileride çocukları rahatsız eder.”

 

Çocuklar hayâyı öğütlerimizden değil, davranışlarımızdan öğrenir

 

Unutmamamız gereken bir gerçek var: Çocuklarımız sözlerimizden çok davranışlarımızı görür ve onlara dikkat eder. Bu nedenle ev içindeki sınırlarımız, eşimizle ve çocuklarımızla aramızdaki mahremiyet, çocuklarımız için bir tür cinsel eğitimdir.

 

Bazı ebeveynler çocukların ne hissettiğini ne de bu konuları anladığını sanıyor. Örneğin bir anne, çocuğun kendi giyim tarzındaki farklılıkları anlamadığını düşünebilir. Oysa çocuklar ne kördür ne de sağır, aksine çocuklar adeta bir video kayıt cihazı gibi çalışır. Hissederler, anlarlar, öğrenirler ve buna göre davranırlar. İki yaşındaki bir çocuk kendini iyi ifade edemeyebilir ama çok güçlü bir hafızası vardır; gördüğü her sahneyi bir kamera gibi kaydeder. Bu nedenle çocuklar anne ve babalarının giyim tarzını görür, bunu onaylar ve aynı davranışı model almaya çalışır. Böylece çocuğun eğitiminin önemli ve gizli bir bölümü, ebeveynlerin —özellikle annenin— giyim tarzı gibi küçük ve büyük davranışlarına bağlıdır. Bu yüzden ev içindeki giyimimize ciddiyetle yaklaşmalıyız.

 

Birkaç Soru ve Cevabı:

 

Anneler evde sürekli resmi kıyafet giymeli mi?

Hayır. Evde resmi kıyafet giymeye gerek yoktur; ancak vücut mahremiyetini korumayan aşırı rahat ve açık kıyafetlerden kaçınılmalıdır.

 

Çocuğun yanında pijama giymek sakıncalı mıdır?

Çocuğun yanında pijama giymekten kaçınılması daha uygundur. Özellikle küçük yaştaki çocuklar beden konusunda oldukça meraklıdır ve ebeveynlerin çıplak ya da yarı çıplak bedenini görmek, cevaplanması zor sorular doğurabilir.

 

Ebeveynlerin giyim konusundaki dikkatsizliği erkek çocuğu mu, kız çocuğu mu daha çok etkiler?

Genellikle kadınların bedeninin daha uyarıcı olması nedeniyle annelerin giyime daha fazla dikkat etmesi gerekir. Ayrıca erkek cinsiyeti daha çabuk uyarılır ve bu uyarılma mahrem kişilerden gelirse ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle annelerin, oğulları 5 yaşını geçtikten sonra giyimlerine daha fazla özen göstermeleri önerilir.

 

17 yaşındaki bir kız, evde büyük erkek kardeşi varken nasıl örtünmelidir?

Bir kız ne kadar ağırbaşlı, saygılı ve iffetli olursa, saygısı artar ve Allah’a yaklaşması kolaylaşır. Bu nedenle evde ve erkek kardeşinin önünde, kızların sade ve günlük kıyafetler giymeleri daha uygundur. Kendini başkaları için çekici hale getiren, uyarıcı kıyafet veya makyajdan kaçınmak gerekir. Bu, hem aile adabına hem de dini ahlaka uygundur.

 

2- Karşılıklı Saygıyı Güçlendirir: Evde giyime özen göstermek, “Ben seni önemsiyorum” mesajı verir. Aile bireylerinin birbirine karşı saygılı davranması, iletişimi yumuşatır ve çatışmaları azaltır. Başka bir tabirle evde giyime özen göstermek, aslında sessiz bir iletişim biçimidir. “Evdeyiz” düşüncesiyle tamamen özensiz giyinmek, farkında olmadan karşı tarafa değersiz hissettirme mesajı verebilir. İslam’da aile, merhamet ve saygı üzerine kurulu bir yapı olduğundan eşlerin ve aile bireylerinin birbirine karşı davranışlarında edep esas alınır. Evde giyime özen göstermek, dinî açıdan, eşe karşı saygının, aile bireylerine verilen değerin bir göstergesi olarak kabul edilir.

 

Örnek: Bir aile ferdinin, diğerlerinin yanında sürekli kirli, yıpranmış ya da aşırı dağınık kıyafetlerle dolaşması zamanla rahatsızlık oluşturur. Bu rahatsızlık çoğu zaman dile getirilmez ama iletişimi zedeler. Buna karşın herkesin ev içinde dahi temiz ve düzenli giyinmesi, “Birbirimizi önemsiyoruz” algısını güçlendirir. “Nasıl olsa evdeyiz” anlayışıyla aşırı özensiz veya edep sınırlarını zorlayan kıyafetler, zamanla aile içi saygıyı zedeleyebilir. Oysa İslam, kişinin en yakınlarına karşı bile edep çizgisini korumasını teşvik eder. Saygının hissedildiği evlerde:

  • Tartışmalar daha yumuşak yaşanır,
  • İletişim dili daha yapıcı olur,
  • Aile bireyleri kendilerini daha değerli hisseder.

 

 

3- Çocuklara Rol Model Olur: Birçok ebeveynin sandığının aksine, çocuklar göz yoluyla eğitilir. Yani çocuklar davranışları görür ve bilinçsizce aynı davranışları tekrar etmeye çalışır. Çocuklar söylenenden çok gördüklerini öğrenir. Evde düzenli ve ölçülü giyinen anne-baba, çocuğa farkında olmadan doğru alışkanlıklar kazandırır. Bu da ileride okul, sosyal hayat ve özel yaşamda olumlu etkiler oluşturur. Çocuklar için anne-baba, sadece ebeveyn değil; hayatın nasıl yaşanacağını gösteren canlı bir rehberdir. Söylenen kurallar, davranışlarla desteklenmediğinde etkisini kaybeder. Başka bir tabirle iki önemli nokta vardır:

1) Çocuklar (özellikle küçük yaşlarda) zihinsel olarak farklı davranışları öğrenmeye daha açıktır.

2) Anne ve baba, her çocuğun ilk ve en güvenli referans noktasıdır. Bu nedenle ebeveynlerin her davranışı, çocuğun gözünde tamamen doğru kabul edilir. Dolayısıyla bu davranışın çocuğun zihninde yer etmesi ve onu tekrar etmeye çalışması son derece doğaldır.

 

Bu nedenle çocuklar anne ve babalarının giyim tarzını görür, bunu onaylar ve aynı davranışı model almaya çalışır. Böylece çocuğun eğitiminin önemli ve gizli bir bölümü, ebeveynlerin —özellikle annenin— giyim tarzı gibi küçük ve büyük davranışlarına bağlıdır.

 

Örnek: Anne-baba evde sürekli pijamayla dolaşıp çocuktan “Üstünü giy, düzenli ol” beklentisi içindeyse, çocuk bu çelişkiyi fark eder ve söyleneni değil, yapılanı örnek alır. Buna karşılık ebeveynler ev içinde bile özenli giyinirse, çocuk bunu normal kabul eder. Bu durum çocuğun:

 

  • Okul düzenine,
  • Toplum içindeki davranışlarına,
  • İleride kuracağı aile yapısına olumlu şekilde yansır.

 

Evde ölçülü giyinen anne-baba:

  • Çocuğa haya duygusunu öğretir,
  • Helal-haram hassasiyetinin temelini atar,
  • İleride örtünme bilincinin zorlanmadan oluşmasına katkı sağlar.

Aksi hâlde çocuk, dini kuralları yalnızca “dışarıya ait” zannedebilir ve bu da ikili bir yaşam algısı oluşturur.

 

 

4- Psikolojik Düzeni Destekler: Araştırmalar, gün boyu pijama ile dolaşmanın motivasyonu ve ruh hâlini olumsuz etkileyebildiğini göstermektedir. Çünkü giyim, ruh hâliyle doğrudan ilişkilidir. Ev içinde bile olsa üst başa özen göstermek, kişinin kendine olan saygısını ve günlük düzenini korumasına yardımcı olur. Gün boyu pijama veya uyku kıyafetleriyle dolaşmak, bilinçaltında “gün başlamadı” hissini canlı tutar.

 

Örnek: Hafta sonu dahil olmak üzere sürekli pijamayla geçirilen günlerin ardından, kişinin kendini daha isteksiz, yorgun ve dağınık hissetmesi sık görülen bir durumdur. Buna karşın sabah kalkıp rahat ama günlük kıyafetler giymek, zihinsel olarak “güne geçiş” sağlar. Ev içinde bile giyime özen göstermek:

  • Motivasyonu artırır,
  • Günlük rutini korur,
  • Kendine saygıyı güçlendirir.

 

5- Aile İçi Manevi Huzuru Artırır: Ev içi giyim, ailede yazılı olmayan kurallardan biridir. Bu kurallar net ve dengeli olduğunda, yanlış anlaşılmalar ve rahatsızlıklar azalır. Böylece daha huzurlu bir ev ortamı oluşur. İslam’da huzurlu bir ev, sadece maddi değil manevi düzenle de ilgilidir. Evde edep, mahremiyet ve saygı korunuyorsa, manevi atmosfer de güçlenir. Ev içi giyim konusunda ölçünün korunması; Günah ihtimallerini azaltır, Kalplerde ahlaki rahatsızlık oluşmasını engeller, Aile içi huzuru ve sükûneti artırır. Bu yönüyle ev içi giyim, sadece bireysel bir tercih değil; ailenin manevi sağlığını etkileyen bir sorumluluktur.

 

Örnek: Bir aile ferdinin giyim tarzı diğerlerini rahatsız ettiği hâlde bu dile getirilmiyorsa, zamanla bu durum gerginliğe dönüşür. Oysa baştan belirlenen ölçülü ve dengeli bir ev içi giyim anlayışı, bu tür sorunların önüne geçer. Dengeli kuralların olduğu evlerde:

  • Yanlış anlaşılmalar azalır,
  • Gizli rahatsızlıklar birikmez,
  • Daha sakin ve huzurlu bir atmosfer oluşur.

 

Sonuç: Ev içi giyim, yalnızca bir kıyafet tercihi ya da sadece rahatlık meselesi değil; değerler, sınırlar ve aile kültürünün yansıması ve mahremiyet, saygı, psikoloji ve aile kültürünün birleşim noktasıdır. Rahat ama özenli, sade ama saygılı bir giyim anlayışı; hem bireyin kendisiyle hem de ailesiyle olan ilişkisini olumlu yönde etkiler. Sağlıklı bir aile yapısı için, evin içinde de denge ve ölçü esastır. Küçük gibi görünen bu detay, uzun vadede hem bireyin karakterine hem de aile içi huzura doğrudan etki eder.

 

Dersin Ses Kaydını Dinlemek için TIKLAYINIZ…